👔 Ekibini Yönet, Müdürünü Etkile, Kariyerinde Kazan.  Kazanan Liderler Kulübü Üyesi Ol →

Blog

Voleybol Sahasından Liderlik Dersleri

filenin-sultanlari
Liderlik

Voleybol Sahasından Liderlik Dersleri

Geçen hafta televizyonda kadınlar voleybol maçı izlerken bir anda kendimi iş hayatındaki liderlik dinamiklerini düşünürken buldum. Garip ama gerçek: Sahada olup bitenler, ofislerde günlük yaşadığımız takım çalışması, liderlik, zihinsel dayanıklılık ve güven meselelerinin birebir yansıması gibiydi.

Voleybol, liderlik için en şeffaf vitrinlerden biri. Her hareketi görüyorsunuz, her kararın sonucu anında ortaya çıkıyor. Oyuncuların birbirine güveni, antrenörün duruşu, bir sayı kaybettikten sonra takımın zihinsel toparlanışı… Hepsi orada, canlı yayında gözümüzün önünde olup bitiyor.

Düşündüm ki, acaba orta kademe yöneticiler bu maçlara bakarak ne kadar çok şey öğrenebilir? İşte voleybol sahasından iş hayatına taşıyabileceğimiz dersler:

1. Takım Davranışını Şeffaf Bir Şekilde Görmek

Voleybol maçında takım nasıl bir arada çalışıyor? Kimse saklanamıyor. Herkesin rolü belirli ve net. Herkes topun gidişini izliyor, pas iyi mi kötü mü belli, kim topu kaybetti ortada görünüyor.

İş hayatında da böyle olmalı.

Takımınızın nasıl çalıştığını görebiliyor musunuz? Kim kime güveniyor, kim sorumluluk alıyor, kim kaçıyor? Suçlama kültürü var mı? Voleybol gibi şeffaf bir çalışma kültürü yarattığınızda, sorunları görmek ve çözmek çok daha kolay olabilir.

2. Zihinsel Dayanıklılık Her Sayıda Test Ediliyor

Voleybol maçında bir sayı kaybettiniz. Ne yapacaksınız?

  • Takım arkadaşınızı suçlayacak mısınız?
  • “Bitti bu maç” mı diyeceksiniz?
  • Yoksa toparlanıp bir sonraki sayıya mı odaklanacaksınız?

Bu, zihinsel dayanıklılığın canlı bir sınavı. (Artırmak için Pozitif Zeka’ya bakabilirsiniz)

İş hayatında da aslında aynen böyle değil mi? Bir müşteri kaybettiniz, proje aksadı, bütçe kısıldı. Siz nasıl tepki veriyorsunuz, ekibiniz nasıl tepki veriyor? Sabotajcılar mı devreye giriyor (“Zaten başarısız olacağımızı biliyordum”) yoksa Bilge mi (“Buradan nasıl bir fırsat çıkarabiliriz?”).

Bir lider olarak sizin göreviniz, takımın her “kayıp sayıdan” sonra toparlanmasını sağlamaktır. Voleybol antrenörleri bunu çok iyi biliyor—bir mola alıp, takıma nefes aldırıp yeniden odaklanmalarını sağlayabiliyorlar.

3. Güven, Her Şeyin Temelidir

Voleybolda pasör (setter), oyunun beyni. O pas verdiğinde smaçör ona güvenmek zorunda. “Acaba topu doğru yere verecek mi?” diye düşünürse, oyun çöker.

Takımınızda güven var mı?

Ekip üyeleriniz birbirlerine iş verirken güveniyor mu? Yoksa “Ben yapayım daha iyi olsun” mu diyorlar? Delegasyon yapılamıyorsa, güven yoktur. Güven yoksa, takım yükü lider taşır. Lider yorulur, ekip gelişmez.

Voleybol sahasında bu çok net görülüyor: Oyuncular birbirine güveniyorsa, top düşmüyor.

4. Aslında “Rakiple” Değil, “Kendinle” Yarışıyorsun

Voleybolun ilginç bir özelliği var: Rakibin sahanıza girmesi yasak. Yani aslında siz kendi tarafınızda mükemmele ulaşırsanız, karşı tarafın yapabileceği çok az şey kalıyor.

Bu oyun, kendi performansınızı mükemmelleştirmekle ilgili.

İş hayatında da öyle değil mi? Rakibinizi izlemek yerine, kendi ekibinizi geliştirmeye odaklanabilir, süreçlerinizi iyileştirebilir, iletişimi güçlendirebilir, ekibinizi geliştirebilirsiniz.

Rakip değil, kendi potansiyeliniz hedef olsun.

5. Antrenör = Kenardaki Lider

Voleybol antrenörünü izleyin.

  • Nasıl duruyor? Panikte mi, sakin mi?
  • Oyuncuları nasıl motive ediyor?
  • Molada ne diyor?
  • Doğru zamanda doğru oyuncuyu mu değerlendiriyor?

Tüm liderlik teorileri orada, canlı.

Siz de ekibinizle ilişkinizede aslında kenardaki voleybol antrenörü gibisiniz. Sahada koşmuyorsunuz ama oyunu yönlendiriyorsunuz. Vücut diliniz, sesinizin tonu, oyuncuları ne zaman dinlendirdiğiniz, kime sorumluluk verdiğiniz… Hepsi oyunun gidişatını belirliyor.

Antrenör sakin ve güvenli durursa, takım da öyle oluyor. Panik yapıyorsa, ekip de dağılıyor.

Antrenör karşı tarafı iyi analiz edip süratle yeni ve farklı fikirler denerse ve bunun için ekibinin desteğini alabilirse yine başarılı oluyor. En iyi antrenörleri izleyin…

6. Pasör (Setter) = Stratejiyi Kuran Kişi

Pasör, topu kime vereceğine karar veriyor. Hangi oyuncuya, hangi açıdan, ne zaman… Bu kararlar oyunu belirliyor.

İş hayatında da her projede bir “pasör” var.

Stratejiyi kim kuruyor? Ekibin hangi parçası hangi işe odaklanacak? Bu işi doğru yapmak, liderlik kadar kritik bir görev olabilir. Kötü bir pas, en iyi smaçörü bile başarısız gösterebilir.

Ekibinizde stratejik düşünme yeteneğine sahip biri var mı? O kişiye yetki verdiniz mi?

Orta Kademe Yöneticilere Mesajım: Kadınlar Voleybolunu İzleyin

Ciddi söylüyorum.

Bir maç açın, izleyin. Sadece spor olarak değil, “takım dinamikleri laboratuvarı” olarak izleyin.

  • Takım nasıl iletişim kuruyor?
  • Lider nasıl davranıyor?
  • Bir hata sonrası nasıl toparlanıyorlar?
  • Güven nasıl görünüyor?
  • Her sayı sonrası sahanın ortasındaki “mini toplantı” nasıl geçiyor?

Orada göreceğiniz her şey, Pazartesi sabahı ofisinizde de var.

Sonuç

Voleybol sahası, liderlik derslerinin en şeffaf vitrinidir. Güven, zihinsel güç, takım ruhu, stratejik düşünme, liderin etkisi… Hepsi orada, an be an izlenebilir.

Kolay gelsin!

Comments (4)

  1. Yusuf Kabacık

    Merhabalar yazınızı okudum çok güzel bir içerik olmuş bu konuyu hiç böyle düşünmemiştim.
    Bir gün sadece bu konulara odaklanıp izleme yapacağım.
    Teşekkürler

  2. setrak

    Harika bir tespit. Çok beğendim…

  3. Ayşen

    Merhaba, sizinle yeni tanışıyoruz. Kamuda alt kademelerde çalışan bir personelim. Hedef grubunuzda olmadığım bile söylenebilir. Geçmişte iyi bir şirkette çalışma hayatım oldu. Sonra takvim başka türlü ilerledi.
    Son altı yıldır voleybol maçlarına ayrı bir ilgim var. İleri düzeyde değil kesinlikle. Hatta spor salonunda sabit ekipmanlarda ses kapalı izliyorum. Bu detayın nedeni, beden dilini takip ediyorum. Türkiye’de lig takibim pek sınırlı. Avrupa liginde sizin değindiğiniz her şeyi zamanla ben de fark ettim. Ekleme yapmak istediğim detay Türkiye liginde kadın ve erkek takımlarında ciddi motivasyon farklar var. Fiziksel olarak erkekler daha hantal ve yaptıkları spora yatırım yapmadıklarını düşünüyorum. Kadınların dünyadaki başarıları zaten çok iyi, sizin yazdıklarınıza katılıyorum. Kadınlar bu ülkenin genel profiline ” rağmen” çok başarılılar. Ama erkeklerin halletmesi gereken pek çok konu var. Bu sebeple bunun kültürel vizyonla da ilgili olduğunu düşünüyorum. Antrenörlerin yabancı olması bile takımı kurtarmaya yetmeyebilir 🙂
    Kamuda liderlik açısından bakmak isterim. Ancak öyle çok olumsuzluk var ki. Toplumsal olarak üzerimize bir kötülük tozu serpilmiş. Mor ışıkta görünürdü eskiden şimdi ayan beyan ortada. Yazılarınızda okuduklarım benim olduğum yerde ütopya.
    Sizi takip etmek benim için nefes almak, dışarıda başka şeyler konuşuluyor, başka türlü düşünmeye devam etmeliyim hisleri bırakıyor.
    Teşekkür ederim.

    1. N.F.Karahan

      Hocam merhaba. Yazınız çok güzel. Teşekkürler. Bir çok spor dalını tribünden canlı izlemeyi seviyorum. Basketbol,futbol ve voleybol
      Voleybol ,sizin de belirttiğiniz üzere hem takım içinde hem de rakiple temasin sıfır olduğu bir yer. İletişim var, fiziksel temas yok. Benzetmeleriniz çok yerinde. Sadece iş hayatı ayni firmada ve rakiple temasın çok fazla olduğu bir takım sporu. Tıpkı basketbol veya futbol gibi. Kısaca sınırların çok geçmişken olduğu bir ortam. Buna ilave olarak hem futbolda hem de basketbolda işler sıkışınca lider aranıyor. Bu sporlarda liderler az, liderlik de el değiştirmiyor. Çünkü son toplar el yakıyor, aynı iş hayatı gibi. Bence özellikle ülkemizde iş hayatı daha çok futbol veya basketbola benziyor.

Fikrinizi buradan belirtin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir