Her Kapı Size Açılmayacak – Ve Bu İyi Bir Şey olabilir!
Yıllarca aynı şeyi deneyip başaramadığınız bir alan var mı? Ne kadar çalışsanız da gelişemediğiniz, başkalarının kolayca yaptığı ama sizin için dağ gibi hissettiren bir şey?
Belki de sorun sizde değildir, belki de o kapı size açılmayacak.
Anti-Yetenek Nedir?
Hepimiz zayıf yönlerimizi biliyoruz, kariyerimiz boyunca bunları duyduk, geri beslemeler aldık, bir çoğu üzerinde de gelişim amaçlı çalışmalar yaptık. Ama bir kategori var ki, ne kadar uğraşsanız da kıpırdamıyor olabilir, buna “anti-yetenek” diyorum.
Anti-yetenek, zayıflık değil. Zayıflığımızı çalışarak güçlendirebiliriz ancak anti-yetenek çabaya yanıt vermeyen, istenen seviyeye gelemediğiniz ve size ümit de vermeyen taraflarınızı ifade ediyor.
Keanu Reeves Örneği
Keanu Reeves bugün ikonik bir aktör ama kariyerinin başında eleştirmenler onu yerden yere vuruyordu. “Tahta gibi”, “ifadesiz”, “duygusal derinliği yok” diyorlardı. Dramatik roller deniyordu ama Robert De Niro ile karşılaştırılıyor, sertçe eleştiriliyordu. Duygusal genişlik, diyaloglar – bunlar onun anti-yetenekleriydi.
Peki ne yaptı? Düzeltmeye çalışmadı. Farklı çözümler buldu.
John Wick 4’te üç saat boyunca sadece 380 kelime konuşuyor çünkü güçlü tarafının orası olmadığını anladı. Güçlü taraflarını sergilemek için bu filmi de kullandı, fiziksellik, hassasiyet ve zen benzeri bir sakinlik…
Sonuç? Matrix ve John Wick serileri toplamda 3 milyar dolara yakın hasılat yaptı.
Satya Nadella Örneği
Microsoft’un CEO’su Satya Nadella, Steve Ballmer’dan sonra görevi devraldığında herkes aynı tarz liderlik bekliyordu. Masaya yumruk vuran, rekabet odaklı, zorlayarak ve coşku üzerinden motive etmeye çalışan agresif bir lider karakteri… Bu saydıklarım Satya’nın anti-yetenekleriydi. O bir teknologdu, iş sunumunda şiir alıntılayan, duyarlı, stratejik biri. Ballmer rekabet kültürünü severdi. Satya ise Microsoft’u empati ve inovasyon kültürüne taşıdı. “Zayıflık” gibi görünen şey, şirketin en güçlü rekabet avantajı oldu.
Sonuç? Microsoft Satya ile 3 trilyon doların üzerinde piyasa değerini aştı.
Benim Anti-Yeteneğim
Kendime baktığımda basit gibi görünen ancak çoktan “aştığım” bir anti-yeteneğim var : Görsel tasarımı ve renk içgörüleri!
Ortaokulda resim dersinden rahmetli babamın yaptığı resimlerle geçtim, en zorlandığım da canlı karakalem yapmak zorunda olduğumuz çalışmalardı. İş hayatında sunum tasarlamak ve kıyafet seçmek dahil bu konuda pek de becerikli olmadığımı defalarca gördüm. Bunu farketmek bir rahatlama ve stratejik bir görüş kazandırdı bana, kendi şirketimi kurduktan sonra da görsel tasarım uzmanları, kurumsal tasarım danışmanları, web tasarımcıları ile çalıştım, “o konuyu” onlara teslim etmekten keyif aldım.
Üç Soru
Anti-yeteneğinizi bulmak için kendinize üç soru sorun:
1. Başkalarını enerjiyle doldururken sizi tüketen şey ne?
Bazı insanlar networking etkinliklerinden enerji alır. Bazıları için işkence gibidir. Bazıları detaylı analiz yaparken mutlu olur. Bazıları için kabustur.
Dikkat edin: “Zor” demiyorum, “tüketen” diyorum.
2. Yıllardır çalıştığınız halde çok az ilerleme kaydettiğiniz alan hangisi?
Dürüst olun. Gerçekten yıllarca uğraştığınız ama hâlâ “ortalama” kaldığınız bir şey var mı?
Bu muhtemelen anti-yeteneğiniz olabilir.
3. Hiç çalışmadığınız halde insanların sizi övdüğü şey ne?
İşte bu da doğal yeteneğiniz. “Ben bir şey yapmadım ki” dediğiniz, sizin için doğal olarak akan davranışlar olabilir…
İlk iki soru anti-yeteneği, üçüncü soru doğal yeteneği gösteriyor.
Ne Yapmalı?
Anti-yeteneğinizi keşfettiğinizde üç seçeneğiniz var:
1. Etrafından Dolanın
Keanu Reeves gibi anti-yeteneğinizin etrafından geçerek onu kullanmamak ve o konuda uzak durmak işe yarayabilir. Güçlü olduğunuz alanlara kayabilirsiniz, aynı hedefe farklı bir yoldan ulaşabilirsiniz.
2. Delege Edin
Her şeyi kendiniz yapmak zorunda değilsiniz. Anti-yeteneğiniz olan bir işi, o konuda yetenekli birine bırakın.
Bu zayıflık değil, akıllı kaynak yönetimi demektir.
3. Sisteme Çevirin
Satya Nadella gibi agresif rekabetçi bir yaklaşım yerine empati kültürü oluşturabilir, anti-yetenekten kaçmak yerine, onu gereksiz kılan bir sistem kurabilirsiiniz.
Liderler İçin Ders
Eğer bir ekip yönetiyorsanız, bu sadece sizin için değil, ekibiniz için de geçerli bir meydan okuma olabilir. Birini anti-yetenekli olduğu bir alanda zorlamak, hem o kişiyi tüketir hem de sonuç alamazsınız. Ne kadar iterseniz itin, o kapı açılmayacak.
Bunun yerine şunu sorun: “Bu kişinin doğal yeteneği ne? Onu oraya nasıl konumlandırabilirim?”
Sonuç
Bazı kapılar size açılmayacak. Ne kadar çalışsanız, ne kadar isteseniz de.
Ve bu kötü bir şey olmayabilir.
Çünkü o kapıya harcayacağınız enerjiyi, size açık olan kapılara harcadığınızda neler olabileceğini bir düşünün.
Yolunuz anti-yeteneğinizi düzeltmeye çalışmaktan vazgeçtiğinizde ortaya çıkacak.
Şimdi kendinize sorun: Hangi kapıyı zorlamayı bırakmalısınız?


