Güç Nereden Geliyor? (Cevabı Sizi Şaşırtabilir)
Güç Nereden Geliyor? (Cevabı Sizi Şaşırtabilir)
Yeni bir ekibe lider olarak atandığınızda ilk gün ne hissettiniz? Muhtemelen şöyle bir düşünce geçmiştir zihninizden: “Artık yetkilerim var, kararları ben vereceğim, insanlar beni dinlemek zorunda.”
Değil mi?
Peki bir de şu soruyu sorayım: O yetkiyi gerçekten hissettiniz mi, yoksa sadece organizasyon şemanızda bir kutu mu değişti?
Geçtiğimiz günlerde deneyimli bir üst düzey yöneticiyle yapılmış bir röportaj okudum. Kariyeriniz boyunca “gücü ilk ne zaman hissettiniz?” sorusuna verdiği cevap dikkat çekiciydi: Ne bir terfi anını, ne bir bütçe yetkisini, ne de büyük bir karar aldığı günü anlattı, bunun yerine henüz yeni mezunken, üst yönetiminin onu bir araştırma görevi için yurt dışına göndermesini detaylandırdı. Yeni mezun bir mühendise, şirket adına uluslararası bir inceleme yapması için güvenilmişti, işte o an gücü hissetmişti.
Bu hikaye beni derinden düşündürdü, çünkü danışmanlık verdiğim şirketlerde tam tersi bir tablo görüyorum.
Pozisyon Yanılsaması
Birçok orta kademe yönetici güç ve etki arasındaki farkı karıştırıyor. Pozisyon size yetki verir, ancak güç bambaşka bir yerden gelir. Pozisyon gücüne dayanan yöneticilerin ortak bir düşünceleri var : “Ben müdürüm, benim dediğim olur” yaklaşımı. Bu da çoğu kez mikro yönetim yapmalarına, karar alınırken tek hakim olma isteğine ve darboğazlara yol açıyor olabilir. Bu yöneticilerin ekipleri de yetki alamadıklarından sorumluluk da alamıyor, fikirlerinin peşine düşmüyorlar. Bu yaklaşım kısa vadede işleri yürütüyor gibi görünebilir. Ancak orta ve uzun vadede ciddi sorunlar yaratıyor.
Pozisyon Yanılsamasının Sonuçları
Ekip felç olur. Siz tatildeyken, toplantıdayken veya hastalandığınızda hiçbir şey ilerlemez. Çünkü ekibiniz karar almayı değil, sizin kararınızı beklemeyi öğrenmiştir. Herkes sizin onayınıza bağımlı hale geldiğinde, aslında kendinizi vazgeçilmez hale getirmiş bir darboğaz yaratmış olursunuz.
Yetenekler kaçar. Güvenilmeyen, yetki verilmeyen ortamlarda yüksek potansiyelli çalışanlar gelişemez. Gelişemeyenler gider. Geride sizin talimatlarınızı bekleyen, inisiyatif almayan bir ekip kalır. Bu da sizi daha da fazla mikro yönetime iter ve döngü hızlanır.
Üst yönetim sizi “ölçeklenemeyen lider” olarak görür. Terfi kararlarında üst yönetim şu soruyu sorar: “Bu kişi daha büyük bir ekibi yönetebilir mi?” Eğer mevcut ekibiniz bile sizin yokluğunuzda çalışamıyorsa, cevap bellidir. Pozisyon gücüne dayanan bir yönetim tarzı, tam da yükselmek istediğiniz anda önünüzü tıkayabilir.
Peki Gerçek Güç Nasıl İnşa Edilir?
Bahsettiğim CEO’nun hikayesinde gizli bir formül var. Üst yönetimi ona güvenmiş, o da bu güvenle işi sahiplenmiş ve kariyerinin geri kalanında bu deneyimi referans almış. Bu formül her seviyede geçerli olabilir. İşte onu orta kademe yöneticinin dünyasına uyarlamanın üç yolu:
1. Güveni verin, kontrolü bırakın.
Tıpkı o CEO’ya yeni mezunken görev verildiği gibi ekibinizdeki bir kişiye, “bunu sen yönet, sonuçlarını birlikte değerlendirelim” dediğinizde aslında ona güç veriyorsunuz. Bu güvenin karşılığı sahiplenme olarak geri döner. Ancak dikkat: Güven vermek, kontrolü tamamen bırakmak demek değildir. “Sonuçlarını birlikte değerlendirelim” cümlesi burada kritik hale geliyor. Yetki verirsiniz, takibi bırakmazsınız, ancak takip ile mikro yönetim arasındaki ince çizgiyi korursunuz.
2. Bilgiyi paylaşın, sırlarla yönetmeyin.
Pozisyon gücüne dayanan yöneticiler bilgiyi kendilerine saklarlar. Bilgi güçtür ve paylaşmak güç kaybı gibi hissedebilir. Oysa tam tersi geçerli olabilir. Ekibiniz büyük resmi gördüğünde, kararlarınızı anlamlandırır. Anlamlandırdığında sahiplenir. Sahiplendiğinde sizin müdahale etmenize de gerek kalmaz. Bilgiyi paylaşmak kontrol kaybı değil, güven inşasının en güçlü aracıdır.
3. “Ben olmasam ne olur?” sorusunu düzenli sorun.
Bu soru ego için rahatsız edici olabilir, ancak liderlik olgunluğunun en net göstergelerinden biridir. Eğer cevap “her şey durur” ise, güç sizde değil, bağımlılık sizdedir. Eğer cevap “ekibim işleri yürütür, ben stratejik konulara odaklanırım” ise, gerçek güç oluşmaya başlamış demektir. Danışmanlık verdiğim şirketlerde bu soruyu soran yöneticilerin ekiplerinin çok daha hızlı geliştiğini gözlemliyorum.
Sonuç
Güç pozisyondan gelmez, güvenden gelir. Siz ekibinize güvendiğinizde onlar da size güvenir. Bu karşılıklı güven ortamında ekip gelişir, inisiyatif alır, sahiplenir. Siz de lider olarak ölçeklenebilir hale gelirsiniz.
O deneyimli CEO’nun 35 yıl önce yaşadığı deneyimden öğrenebileceğimiz en önemli ders belki de şudur: Birine güvendiğinizde ona sadece bir görev vermiyorsunuz, ona güç veriyorsunuz. Ve bu güç size katlanarak geri dönüyor.
Ekibinizi güçlendirmek ve liderlik becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız benimle iletişime geçebilirsiniz.

