Blog

Çalışanlar nasıl bir liderin etrafında olmak istemezler?

dark
Liderlik / Ofiste İletişim / Ofiste Politika / Yöneticinin Kalitesi

Çalışanlar nasıl bir liderin etrafında olmak istemezler?

Bir süre önce “Aşındırıcı Liderler” ile ilgili bir yazı yazmıştım, şaşırtıcı şekilde bu konudaki gerçekliğin düşündüğümden çok daha yaygın ve acı olduğunu görüyorum. Bu yazımı öncelikle hatırlatmak isterim.

https://www.bertayfisekci.com/2021/10/20/3-adimda-asindiran-liderleri-tanima-ve-yonetme-rehberi/

Bir büyük bankanın Genel Müdür Yardımcılığı gibi son derece etkin ve yüksek bir pozisyonunda olan bir liderin davranışlarını onunla 15 yıldan fazla zamandır çalışan ekip arkadaşından dinleme şansım oldu. Dinledikçe şaşırdım, özellikle halen o rolde nasıl tutulduğunu, büyük resimde nasıl bir katkı verdiğini ve eğer bu davranışlara rağmen yerinde kalabiliyorsa nasıl bir ilişki ağı içinde olduğunu merak ettim. Buyurun özetleyeyim…

Ben Bilirim 

Toplantılarda genelde konuşanlara kötü sözlerle saldırma, aşağılama, kötü hissettirme…. Böyle davrandıktan sonra da diğer çalışanların konuşmak istememesini şaşkınlıkla karşılama ve diğerlerine de laf etme. Kendi kafasındaki mükemmellik kriterine göre işleri değerlendirme ve bu kriterin dışına çıkıldığında aşırı dramatik tepki gösterme.

Ben buranın hakimiyim, bağırırım

Bireylere ve gruplara bağırarak seslenme, bu şekilde konuşunca mesajının daha etkili gittiğini zannetme… Yüz yüze bağrış çağrıştan sonra telefonla arayıp bir tur daha bağırma. Kendi beğenmediği işlerle ilgili “genel” nutuk çekme eğilimi… (Bu bankada her şeyi zamanında ve mükemmel yapmalıyız)

Siz bir Hiçsiniz

Toplantılarda ekibi aşağılama, hakaret etme. Bir bölüm müdürüne kendi çalışanları önünde kötü sözler söylediğinde oluşacak ciddi sıkıntıyı anlayamama… Kendi ekibini aşağıladıkça aslında kendini aşağıladığının farkında olmama.. Uçağa binip başka şehirden gelmiş şube müdürlerini konuşturmama, dediklerine değer vermeme.

Kızdırmayın beni

Bir hata gördüğünde hırsını alamama, duygularına yenik düşme. Karşındakini küçük ve çaresiz hissettirme.

Toplantıda ben konuşurum

Kalabalık toplantılarda çoğunlukla konuşma eğiliminde olma. Dinlememe. Değer vermeme. Uzman görüşlerini hiçe sayma. Ben var ya ben yaklaşımı. Konuşmayı çok sevme.

Takdir mi?

Hiç takdir etmeme. Olumlu giden bir süreci veya uzun saatler çalışmış insanları onurlandırmayı aklından bile geçirmeme. Takdir etse veya dinlese çalışanların “şımaracağına” dair derin inanış. Çalışanları “hilekar ve tembel” olarak etiketleme ve tüm iletişimlerinde bu ön kabule göre davranma.

Lider yetiştirmeye ne gerek var?

Benzer işi yapacak bir bölge müdürünün dahi kendi ekibinden aday gösterilemeyecek olması, aşağıdan yeni liderlerin gelişmesi ile ilgili hiç çaba göstermeme. Bu tür yeni rollere “kendi çevresinden” ama işi bilmeyen birilerini aday gösterme eğilimi. Bu işi bilmeden atananların da ona minnettar olması ve işi becerebilecek tecrübeli liyakat sahibi çalışanların da bankadan ayrılması.

İnsan Kaynakları?

Yarattığı korku iklimi sayesinde İK’ya onunla ilgili olumsuz raporların gidişini engellemeye çalışma. Bu geri bildirimler gitse bile İK’nın hareket etmesini engelleme. Bankanın yabancı ortakları ile arayı sıkı tutarak korku ikliminin devamını sağlama eğilimi.

Yazarken yoruldum. Şaşkınlık veren tarafı şu, yüksek çalışan sirkülasyonu, tükenmişlik sendromu yaşayan çalışanlar, sürekli çatışma ve sıkıntılı bir ortam gibi faktörleri genel müdür ve diğer hissedarlar görmüyorlar mı? Neden harekete geçmezler?

Fikrinizi buradan belirtin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir